Hüve’l Bâkî
Emr-i hâk ile emrâz geldi tenine
Bulmadı sıhhât vücûdu sebep
Oldu mevtihî âkibet erdi
Ecel rihlet göründü cânına
Okuyup bir Fatiha ihsân edeler ruhuna
Merhum ve mağfurun ilâ Rabbihi’l Ğafûr
Uzunçarşılı Hacı Hüseyin
Alemdâr ruhuna Fatiha
Fi sene 1239 Şaban
Mezartaşı Çözümlemesi
Tahtakale Yavaşça Şahin Cami bahçesindeki mezartaşı çözümlemesi:
Osmanlıca Mezartaşı
Hüve’l Bâkî
Beni kıl mağfiret ey Rabb-i Yezdân
bihakkın arş-ı âzâm nûr-i Kurân
Gelüb kabrim ziyaret iden ihvân
ideler ruhuma bir fâtiha ihsân
İmâmeci Köse Ahmed Ağazâde
Merhum ve mağfur el-hâc Mustafa
Ağanın ruhuna Fâtiha
fi sene 1239 Cemaziye’l-âhir
(miladi 1824)
imameci: Kehribar vesair malzemeden tesbih imamesi yapan ustalara verilen ad.
Tahtakale Yavaşça Şahin Cami bahçesinde kenarda duran bu kitabe daha önce bu bölgede bulunan ve daha sonra tamamen yıkılmış olan Behram Ağa Çeşmesi’nin kitabesidir.
Behram Ağa Çeşme KitabesiBehram Ağa Çeşme Kitabesi
Yapılış Tarihi: H. 1296 / M. 1878-1879
Kitabesi;
Hâfız-ı gencîne-i şâh-ı cihân
Hazret-i Ağa-yı Behrâm nâm ü fen
Kevser edip bu çeşmeyi kılmış harâb
Pek lüzûm vâr iken hükm-i zemen
Pâdişaha celb ile hayr-ı duʽâ
Eylemekçün hâtır-ı İslâmı şen
Sûret-i inşâda tecdîd etdirip
Eyledi tecdîd-i hayrât-ı kühen
Tarh-u tarzı öyle dil-cû oldu kim
Âb-ı sâfın içmeden seyr eyleyen
Hayr olup feyz-i safâdan lâle-vâr
Sînesinden kalmaz âsâr-ı hazen
Ol kerîmü’ş-şânın olsun dâ’imâ
Şâha hulku gibi bahtı hasen
Ömrün efzûn eyleyip Hak görmesin
Sâye-i şâhânede rûy-ı mihen
Bi’l-bedâhe yazdı târîhin kalem
Mâ’-i Kevser iç bu aʽlâ çeşmeden
Bu tarihi kitabe, zamanın yıprattığı bir çeşmeyi padişaha dua kazandırmak ve Müslümanları sevindirmek için tamamen yenileten, padişahın hazinedarı Behram Ağa’yı övmektedir.
Şiirdeki her beytin günümüz Türkçesine düzyazı (nesir) çevirisi şu şekildedir:
İstanbul Fatih Tahtakale’de bulunan Yavaşça Şahin Cami İstanbul Fethi ile alakalı önemli bir zâtı misafir ediyor. Yavaşça Şahin Muhammed Paşa’nın mezarı bu camide bulunuyor.
İstanbul Fethi sırasında gemilerin karadan Haliç’e indirilmesi görevinde bulunan Kaptan-ı Derya Şahin Mehmet Paşa, gece karanlığında, gemiler zarar görmesin diye, askerlere dikkat etmeleri için “Yavaşça! Yavaşça!” diye seslenmesi sebebiyle YAVAŞÇA ŞAHİN MEHMET PAŞA olarak adlandırılmaya başlanmıştır. Diğer bir rivayete göre de Fatih Sultan Mehmet çağırdığında “Düşman duymasın diye yavaşça geldim Sultanım!” dediği için isminin başına Yavaşça eklendiği söylenir. Diğer bir rivayete göre de, ordu Sakarya tarafından İstanbul’a gelirken gecikme olması beklenirken hızla varınca, “nasıl bu kadar hızlı gelebildiniz?” sorusuna “Yavaşça ve Şahin gibi geldik!” dediği için bu lakabın verildiği söylenir.
Ölüm tarihi Hicri 870 yılı Muharrem ayı, Miladi takvime göre Ağustos ve Eylül 1465 dönemine denk gelmektedir.
Yavaşça Şahin Mehmet Paşa TürbesiYavaşça Şahin Mehmet Paşa Türbesi
Mezartaşı çözümlemesi
Hüve’l Bâki
El-merhum vel-mağfurun lehu Yavaşça
Şâhin Muhammed min ümerail-bihâr
ve ni’mel ceyş tüvüffiye fî ahd-i sultan
ebu’l feth Muhammed Han
Fî şehri muharrem
Sene 870
Satır Satır Çeviri
Hüve’l-Bâkî: Bâki ve ebedî olan yalnızca O’dur (Allah’tır).
El-merhûm ve’l-mağfûrun lehû Yavaşça Şâhin Muhammed: Allah’ın rahmetine ve bağışlamasına kavuşmuş olan Yavaşça Şahin Muhammed,
min ümerâi’l-bihâr: Deniz ümerasından (kaptan-ı deryalarından / donanma komutanlarından) olup,
ve ni’me’l-ceyş: “Ne güzel asker” (İstanbul’un fethini müjdeleyen hadis-i şerife mazhar olan ordunun mensubu),
tüvüffiye fî ahd-i sultân ebi’l-feth Muhammed Hân: Fethin babası (Fatih) Sultan Mehmed Han devrinde vefat etmiştir.
Fî şehri muharrem, sene 870: Muharrem ayı, sene 870 (Miladi: Ağustos – Eylül 1465 civarı).
Akıcı Günümüz Türkçesi
“Bâki olan yalnızca Allah’tır. Fatih Sultan Mehmed Han devrinde vefat eden; deniz komutanlarından (kaptanlarından) ve kutlu fethin ‘ne güzel askeri’ müjdesine nail olmuş ordunun mensubu, merhum ve günahları bağışlanmış Yavaşça Şahin Muhammed. Muharrem ayı, Hicri 870 (Ağustos – Eylül 1465).”
Tarihî Not Kitabede geçen Yavaşça Şahin Paşa, İstanbul’un fethinde Osmanlı donanmasına komuta eden önemli denizcilerden biridir. Kitabedeki “ni’me’l-ceyş” (ne güzel asker) ifadesi, Hz. Muhammed’in İstanbul’un fethiyle ilgili “Konstantiniyye elbet fethedilecektir; onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel askerdir”hadis-i şerifine atıfta bulunarak merhumun fetihte yer aldığını belgeler.
Nimelceyş kabri, İstanbul’un Fethine katılmış askerlerin mezarı için kullanılan ifadedir.[1] Nimelceyş, Arapça kökenli olup “ne güzel asker” anlamına gelir ve bir hadiste geçen “Konstantiniyye mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur” (Arapça: فلنعمالأميرأميرها،ولنعمالجيشذلكالجيش) sözlerine dayanır. Hadiste geçen “ni‘ma’l-ceyş” (ne güzel ordu) ifadesi, İstanbul’un fethine katılan askerleri yüceltmek amacıyla kullanılmıştır. Bu nedenle, fethin gerçekleştiği döneme tarihlenen ve fetihe katılan askerlere atfedilen bazı mezarlar halk arasında “nimelceyş kabri” olarak anılmaktadır. (wikipedia)
Salât-i hamseden mahrûm kalmış mürûr-ı eyyâm bu mâʻbed-i zîbâ
Bu kişver feth olunmazdan mukaddem var imiş bu câ-yı dil-küşâ
Muahhar eylemiş müʻmine nasîb bu mescid-i aʻlâ vü vâlâ
Haberde gelmiş idi “Hayrü’l-mal men enfekahu fî sebîli’llâh”
Ashâb-ı hayrâtdan Hacı Kadrî eyledi saʻy ile himmet
Her kula müyesser eylemez Mevlâ şimdi olduk sâni-i bî-hem-tâ
Hayra saʻy ettiği içün eylesin Hudâ âhiretin maʻmûr
Bâniyânın murâdı ancak duâ-yı hayr ile yâd olsun için dâimâ
Lutf ile imdâd eyleyip Mevlâ dedi gevher târîhin Kadriyâ
“Gelip bu bânisi eyledi gaye bu câmi-i Kalenderi ihyâ”
H. 1271 / M. 1854-55
Bu cami yanarak harap olmaya yüz tutmuştu; hamdolsun, Hazret-i Allah, şimdi cihanın şahlar şahının sayesinde nasip etti. Bu şirin mabed, beş vakit namazdan mahrum kalmıştı. Bu gönül açıcı yer, belde feth edilmezden önce de varmış ve sonradan bu yüce mabed müslümanlara nasip edilmiş. “Malın hayırlısı, Allah yolunda sarf edilendir” hadis-i şerifinin haberi gelmişti. Hayır sahiplerinden Hacı Kadri himmet ve gayret etti ki Allah her kula nasip etmez, şimdi benzersiz ikinci tamircisi olduk. Allah, hayra gayret ettiği için âhiretini mamur etsin zira hayır yapanların dileği sadece hayır ile hatırlanmaktır. Mevlâ, lütfu ile yardıma koşup Kadri cevher tarihini söyledi: “Gelip bu yaptıran Kalender Camii’ni ihya eyledi”
Kalenderhane CamiiHamdillah sâye-yi şehinşâh-ı cihânda nasîb eyledi Hazret-i Mevlâ Harâb-âbâd olmuş idi el’ân isâbet eyleyüb ihrâka Salât-i hamseden mahrûm kalmış mürûr-ı eyyâm bu mâʻbed-i zîbâ Bu kişver feth olunmazdan mukaddem var imiş bu câ-yı dil-küşâ Muahhar eylemiş müʻmine nasîb bu mescid-i aʻlâ vü vâlâ Haberde gelmiş idi “Hayrü’l-mal men enfekahu fî sebîli’llâh” Ashâb-ı hayrâtdan Hacı Kadrî eyledi saʻy ile himmet Her kula müyesser eylemez Mevlâ şimdi olduk sâni-i bî-hem-tâ Hayra saʻy ettiği içün eylesin Hudâ âhiretin maʻmûr Bâniyânın murâdı ancak duâ-yı hayr ile yâd olsun için dâimâ Lutf ile imdâd eyleyip Mevlâ dedi gevher târîhin Kadriyâ “Gelip bu bânisi eyledi gaye bu câmi-i Kalenderi ihyâ” H. 1271 / M. 1854-55
Dil nazargâh-ı hüdâdır, yıkma kalbini kimsenin
Kâbe’i Merve safâ’dır, yıkma kalbini kimsenin
Mü’min isen al ele bir mü’minin gönlünü çalış
Zîrâ kavl-i Mustafâ’dır yıkma kalbini kimsenin
Şol kişi kim dâimâ gönlün yıkar dervişlerin
Tâ’at-ü zühd ve hebâdır yıkma kalbini kimsenin
Mü’minin kalbidir Allahın evi sen bilmedin
İnkisâr etme hatâdır, yıkma kalbini kimsenin
Ey Nizâmoğlu gönül yap kim bilir kimde ne var?
Hak ile dil âşinâdır yıkma kalbini kimsenin
Yahyazâde Ahmet Efendi ÇeşmesiYahyazâde Ahmet Efendi ÇeşmesiYahyazâde Ahmet Efendi Çeşmesi
Yapılış Tarihi: H. 1138 / M. 1725-1726
İnşa Kitabesi:
Hazret-i Ahmed Efendi yaʽnî Yahyâ-zâde kim
Eyleyip ihlâs-ı niyyet kıldı bu hayrı emel
Oğlu Feyzullâh Efendi’ye vasiyyet eyleyip
Fi-sebîlillâh akıttı mâ’-i câri bî-bedel
Hayrını makbûl ede Hak kendini mağfûr edip
Cennet-i aʽlâda Kevserden vere hayrü’l-bedel
Dedi yek mısra ile târîhini bu müstemend
Ayn-ı kâmil âb-ı Yahyâ-zâde hayr-ı bî-bedel
Günümüz türkçesi:
Yahyazâde Ahmet Efendi Hazretleri
halis niyet ile bu hayır işini arzuladı.
Oğlu Feyzullah Efendi’ye vasiyet edip
Allah yolunda benzersiz bir su akıttı.
Allah, kendisine mağfiret edip hayrını makbul eylesin.
Hayrına karşılık olarak cennette Kevser’den içirsin.
Bu âciz kul, tarihini tek mısrada söyledi:
“Güzel bir çeşme, Yahyazâde suyu, eşsiz bir hayır.”
Tamir Kitabesi;
Bu çeşme seksen seneden beri harâb olup muattal kalmış ve sâhibetü’l hayrât Hâce Atiyye Hanım bu kere mükemmelen çeşmeyi taʽmîr ve su yollarını tecdîd etdirip bâniye-i sâniye ünvanını almıştır.
23 Rebiülevvel 1312
(24 Eylül 1894)
(Bu çeşme seksen seneden beri harap ve kullanılamaz durumda kalmış ve hayır sahibi Hacı Atiyye Hanım çeşmeyi mükemmel bir şekilde yaptırıp su yollarını yenileterek çeşmenin ikinci yaptıranı ünvanını almıştır.)
Adres:
Derviş Ali, Saray Ağası Cd. No:57, 34087 Fatih/İstanbul
Kadırga Liman Caddesi’nde yer alan 1193 H. (1779) de Esmâ Sultan tarafından vakfolunan namazgâh (namaz kılınan yer – küçük açık mescit)
ESMA SULTAN ÇEŞMESİ ve Namazgahı- KadırgaESMA SULTAN ÇEŞMESİ ve Namazgahı- KadırgaESMA SULTAN ÇEŞMESİ- KadırgaESMA SULTAN ÇEŞMESİ- KadırgaESMA SULTAN ÇEŞMESİ- KadırgaESMA SULTAN ÇEŞMESİ- KadırgaESMA SULTAN ÇEŞMESİ ve Namazgahı- KadırgaESMA SULTAN ÇEŞMESİ ve Namazgahı- Kadırga
“ Dürret-ül tâc-ı kerem dohter-i Sultan Ahmed”
Kerem tacının incisi, Sultan Ahmet’in kızı,
“ Yaptı bu çeşme-i dil-cûyi rizaenlillah”
Bu gönüle hoş gelen çeşmeyi Allah rızası için yapdırdı
“ Taşnegân-ı ümemi eyledi yekser reyyan”
Ümmetin susamışlarını suya kandırdı
“ İki cânibde iki çeşme olub iki cenah”
“ İtdi kuş gibi bu hayr evc-i kabule tayeran”
İki tarafta iki çeşme iki kanat gibi olup bu hayır eseri kuş gibi kabul göğüne uçtu
“ Eyleyüb cümle-i hayratını makbul-i Hüdâ”
Allah, bütün hayırlarını kabul eyleyip
“ Katre-i âbı kadar ide sevabın ihsan”
Suyunun damlası kadar sevap ihsan etsin
“ Zevci merhum Veziriâzamı Muhsinzade”
“ Ruh-i pâkin ide Hak nâil-i ecr-ü ğufrân”
Eşi merhum veziriazam Muhsinzade’nin temiz ruhunu Allah, ecir ve mağfirete nail eylesin.