E-Yardım Kitabım artık Sesli bir kitap…

“E-yardım, Evrensel Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği” 2003-2008 yılları arasında kurup, emek verdiğim bir yardım derneğidir.

İhtiyaçlı ailelere din, dil, ırk ayırımı yapmadan yardım etmek amacıyla kurduğumuz bu derneğin evrensel bir yaklaşımda olması bizler için çok önemliydi.

Hizmet verdiği o dönemde 1000 üzerinde aileye gıda, giysi, yakacak, eğitim, sağlık ve iş bulma gibi birçok konuda hizmet vermeyi başardık.

Maalesef hiçbir kuruma, cemaate, siyasi partiye bağlı olmadığı için bu güzel çabalar destek görmedi ve daha fazla devam edemeyecek noktaya gelince de devam edemedi. Dernek, faaliyetlerine son vermek zorunda kaldı.

E-Yardım Kitabı işte bu derneğin kısa bir öyküsü..Derneğin kuruluş, gelişme ve kapanma süreçlerinden bahsettiğim bir kitap ve artık sesli bir kitap olarak Görme Engelli Kardeşlerimizin hizmetinde. Kitabı Aysima Deniz Çetin seslendirdi. GETEM Sistemine eklenen kitap hakkında daha fazla bilgiye aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz…

http://getem.boun.edu.tr/?q=node/58575

Bir Bu Eksikti…

Hayatımda birçok sürpriz yaşamışımdır… Ama en ilginçlerinden birini Çin’de yaşadım diyebilirim…

Bir akşam Wenzhou şehrinde arkadaşlarımla yemekteydim. Halk tipi bir restorandı bulunduğumuz lokanta.. Normalde Çin’de lokantalarda ayrı ayrı odacıklar vardır, özel toplantısı olanlar oralarda yerler yemeklerini…

Biz sohbetin keyfini çıkartıyorken, giyimi düzgün bir bayan utana sıkıla yanımıza geldi…Arkadaşlardan özür diledi ve bana dönerek yarım yamalak ingilizcesi ile bize ingilizce öğretir misiniz? diye sordu!

İyi ama ben bir işadamıyım ve bu şehirde yaşamıyorum, vaktim müsait olsa bunu seve seve yapardım diye cevapladım nazikce.

Kadın telefonunu bıraktı ve olumlu bir niyetim olduğunda beklediğini söyledi. Wenzhou şehrinin en büyük hastanelerinden birinde doktorluk yapıyormuş ve pratik ingilizce konusunda hastane doktorlarına özel ders verecek PRATİSYEN! yani BEN gibi birini arıyorlarmış hahahaha

Kendilerine teşekkür ettim, hayatımda bir tek bu teklifi almamıştım onu da aldım ya artık gam yemem diyorum :)))

4.12.2006

Almanlar İlginç İnsanlar….

Almanya’ya ticari seyahat yapacaktim.Fuara katilimci firmaydik ve fuar idaresinden vizemi kolaylikla alabilmem için özel davetiyem bile elimdeydi.

Vize müracaatimi Ticaret Odasi araciligiyla yaptim.Verdigim belgeler arasinda ucak bilet ve otel rezervasyon kopyem de vardi. Neyse vizem geldi…Uçagim 24 Ocak tarihine olmasina ragmen verilen vizenin baslangic tarihi de 25 Ocak idi. Bu durumda ucak biletim bir anlam tasimiyordu… Otelde de bir gun fazladan odenmis olan oda bosa gitmis oluyordu….

Caresiz ucak bileti aradim ve 25 Ocak tarihinde baska bir bilet buldum zorla da olsa…

Bir gün önce vize vermek nedense zor gelmisti Alman amcalara… Ticari seyahat etmeme, davetiyem olmasina ragmen 30 gunluk vize verilmisti bana… Daha komigi ise, turistik vize muracati yapan arkadasima 6 aylik hem de çok girisli vize vermislerdi…..

28.02.2005

Sinirli Türk

Almanya’da bir fuara katılmıştık ve firmamızın 30 metre kare büyüklüğünde bir standı vardı. Tabii ki kahvehaneye çevirmişti Türkler bizim standı. Tanıyan tanımayan neredeyse her Türk, bir Türk standı görünce uğramadan geçmiyordu sağolsunlar.

Hele bir esnaf arkadaşımız vardı ki hiç sormayın… Mal aldığı bir Hint firması ona bozuk mal gönderdiği için oldukça sinirliydi, üstelik o Hintli de bu fuarda bulunuyordu.

5 arkadaş bizim standda bu konu ile alakalı konuşurken Hintli de gelmez mi??? Beni de tanıyan bu Hintli, bozuk mal göndermediğini ve bu arkadaşın Yalancı! olduğunu söyleyince hiddetlenen arkadaş sandalyeyi kaptı ve adamın üzerine yürüdü o anda!!!! Neyse araya girdik ve olayı sakinleştirdik….

Arkadaşım kavga edecekseniz gidin başka yerde edin yahu! Türk standı zaten kahvehaneye dönmüş, bir de kavganız eksik kalmıştı onu da yaptınız sağolun…..

Güler misiniz ağlar mı?

3.02.2005

Seyahat Etmenin Zorlukları

 İlke defa Çin’e gelmişlerdi..2 kişiydiler. Çin’de yemek bulamazsınız denmişti kendilerine birileri tarafından.. Bir hafta kalacaklardı. Yanlarında getirdikleri erzak listesinden sadece bazılarını sayayım isterseniz:
6 tane Trabzon ekmeği
2 kg baklava
2 kg Antep fıstığı
1 kg ceviz
1 kg karışık kuruyemiş
100 adet poşet çay
10 tane konserve balık
1 kg beyaz peynir
…..
…..
…..

Bu gerçek bir olaydır……İster inanın ister inanmayın….

12.01.2005

Komşu Hakkı

Kaldığımız oteldeki Türklerle kısa sürede kaynaşmıştık. Bir akşam onları odamıza davet ettik, beraber çay kahve içtik, sohbet ettik….

Ertesi akşam işlerimizin yoğunluğundan görüşemedik. Daha sonraki akşam selamlaştığımızda bize küstüklerini söyleyince şaşırmıştık…Nedenini sorduğumuzda ise Bize gelmediniz!!! dediler…. Komşuyuz burada adam bir uğramaz mı? Gönüllerini almak için o gece onlara geçip yedik içtik ve gönülleri alınmış oldu bu sayede :))))

12.01.2005

Kore’de Türk İmajı!

Seoul’dayız, yanımızda korece bilen bir Türk arkadaşımız var… Takside gidiyoruz ve taksici arkadaşımıza soruyor…

– Nerelisiniz?
– Türküz…
– Sizde teknoloji bizimki kadar gelişmemiş değil mi? Sizde şu arabalardan var mı? Sizde şu var mı? vesaire vesaire….

Şoför amca bizi küçümsedikçe küçümsüyor… Şoföre Kore Savaşını biliyormu diye sor dedik arkadaşa….

Tabii dedi…. O zaman TÜRK ASKERİNİ DE TANIYOR MU dedik? Tabii derken şoför bir anda ciddileşti.. Karşısındaki Türkler o askerlerle aynı milletin insanlarıydı.. O askerler ki, bugünkü Kore’yi Kore yapan Kahramanlardı….

Şoför amca, kalan yol boyunca sadece Türklerin kahramanlıklarını anlatıyordu….

9.06.2003

Milliyetçiliğin Böylesi

Seoul’dayız… Taksideyiz… Müzik çalıyor. Pop ve Amerikan stilinde….

Taksici ingilizce bilmiyor, yarım yamalak oruyorum…. Neden Kore müziği çalmıyorsun diye?

Adam hafiften kızarıyor…. Yol kenarında bir müzik store görüyor ve aniden duruyor… Gidip 2 tane kaset alıyor Kore müziği…. Arabaya gelip onları koyuyor.. Halen utanç halinde…Oysa ben çoktan unutmuştum o konuyu…..

9.06.2003

Yemek Servis Sıralaması

Tur ile İtalya yapıyorduk. Floransa-Roma-Venedik turuydu, bir hafta sürecekti…

Roma’da bir lokantaya akşam gittik grup halinde…. Hoş bir lokantaydı ve ortam çok sevimliydi.. Tur grubundaki arkadaşlarla da hoş beş sohbetler yeni yeni başlıyordu…

Garson gelip siparişlerimizi almaya başladı… Yanımızdaki arkadaş, önce çorba, sonra et ve sonra makarna istediğini söyledi…

Garson: “Olmaz!” dedi.

-Neden olmaz?

– Önce çorba, sonra makarna sonra et alacaksınız….

– Sana mı soracam be ne yiyeceğimi? Getir istediğim şekilde servisi!

Arkadaşımın bu sert çıkışı, haddini bilmeyen İtalyan garsonu kendine getirmeye yetmişti…Hemen gidip servisi o şekilde getirdi…

Zevk bu kardeşim…İster önce ister sonra…Kim nasıl isterse o şekilde yer…

9.06.2003

Musluk Ama Nasıl Musluk?

Roma’dayım. Restoranda yemek yedikten sonra lavaboya geçtim.

Musluğa takıldı gözlerim… Suyu açacak bir mekanizma yok muslukta.. Sağa baktım yok, musluğun altına elimi uzattım belki kızılötesi ile alıcı vardır altta diye….

Çalışmıyor…. Bütün bildiğim yolları denedim..Olmadı ve gene olmadı…

Yardımıma bir Italyan yetişti… Adam ayağını uzattı yerdeki düğmeye bastırdı ve su akmaya başladı….. Sistem ayakla çalışıyormuş meğerse…

Adamlar elleri musluğa değmesin diye böyle bir sistem bulmuşlar…

Gidenlere tavsiyem dikkat etsinler benim gibi rezil olmasınlar:)))

9.06.2003